top of page

John Locke ve Kişisel Özdeşlik

Giriş


İnsanlar, bilinçli birer varlık olduklarını anlamaya ve kendilerini, diğerlerini ve dünyayı anlamlandırmaya çalıştıklarından beri, aklın çalışma prensiplerini, bilincin veya zihnin açmazlarını keşfetmeye çalışmışlardır. Özdeşlik, kişilik ve bilinç gibi kavramlar, varoluşsal soruların cevaplandırılması ve insan varlığının anlamının açığa çıkarılması noktasında kilit kavramlar olmuştur.

John Locke portresi
John Locke

Bu bağlamda kişisel özdeşlik ve kişilik kavramı, bireylerin kendilerini tanımlamalarını, kimliklerini oluşturmalarını ve diğerleriyle ilişki kurmalarını sağlaması açısından insanlığın dikkatine mazhar olmuştur. İnsanlar, kim olduklarını anlamak ve çoğu zaman kimliklerini korumak için bu konular üzerine düşünmüşlerdir. Öte yandan insanlar, toplumsal normlara uyum sağlama, aidiyet duygusu ve benlik saygısı gibi konularda sürekli olarak düşünme eğilimindedirler. Psikoloji alanındaki araştırmalar; kişilik özellikleri, bilinçaltı süreçler, benlik algısı ve özdeşlik üzerine yapılan tartışmalar, “kişisel özdeşlik” kavramını anlamamız için bir çıkış noktası olabilir. Bu alandaki çalışmalar, nörobiyoloji alanındaki bilimsel verilerle derinleştirilebilir. Ancak David Chalmers’ın da dediği gibi, zihin veya bilinç üzerine yapılan tartışmalarda bilincin “kolay problemleri”ni bilim veya nörobiyoloji büyük ölçüde çözmüştür; ancak bilincin “zor problemleri” henüz çözülebilmiş değildir. Bu minvalde Jostein Gaarder da bu zorluğu, “İnsan beyni, bizim onu anlayabileceğimiz kadar basit olsaydı, o zaman da biz onu yine anlayamayacak kadar aptal olurduk.” ifadeleriyle dile getirmektedir.


Bu zeminden hareketle John Locke, bu zorluğun açmazlarını, Aristoteles’ten bu yana süregelen ve klasik mantığın ilk ilkesi olan “özdeşlik” kavramı temelinde açıklamaya çalışmaktadır. Bu bağlamda Locke, her şeyden önce işe “Özdeşlik nedir?” sorusunu sormakla başlar.


Özdeşlik ve Şeylerin Özdeşliği


Locke, özdeşlik kavramı hakkındaki geleneksel Aristotelesçi tanıma bağlı kalarak, “Bir şeyin herhangi bir yer, zaman ve biçimdeki varlığının, o şeye ne kadar benzer olursa olsun, aynı anda başka bir yerde, başka bir zamanda ve başka bir biçimde olamayacağını; yani bir şeyin her ne ise o şey olarak kalmasının zorunlu olduğunu” ifade etmektedir. Bu bakımdan belli bir zaman, yer ve biçimde olan bir şey, zorunlu olarak kendisi dışındaki her şeyi dışlamaktadır. Bizler bunun aksine hiç şahit olmadığımız için, bunun tersini haklı olarak düşünemeyiz.


Makalenin tamamını oku...

John Locke ve Kişisel Özdeşlik

Yorumlar


SORGULA VE KEŞFET

© 2035 tüm hakları saklıdır.

ninfelsefe logo png
  • Instagram
  • TikTok
  • Youtube
  • X
bottom of page