top of page















Deneme
Bu kategoride deneme yazılar ve çeşitli makaleler bulunmaktadır.


Yalnızlık Nedir
Yalnızlık ne değildir? Bireyselleşmek “yalnızlık” değildir. Zira bireyselleşme, kişinin kendini ayrı, özerk ve özgün bir özne olarak kurmasıdır. Bilinçli bir tercihtir. Hayatın merkezine kendi taleplerini yerleştirme ve kendine özel bir düzen yaratma girişimidir.

Yusuf Sincar
2 Mar


Sapma ve Suç - Sosyoloji Ne Diyor
Sapma ve suç olgularını değerlendirmeye başlamadan önce, bu iki kavramın insan zihninde çağrıştırdığı anlamların açıklığa kavuşturulması gerekir. Çünkü gündelik dilde çoğu zaman birbirinin yerine kullanılan bu kavramlar, sosyolojik açıdan aynı şeyi ifade etmez. Nitekim Anthony Giddens bu durumu açıkça ortaya koyar:
“Sapkınlık ile suç, pek çok durumda örtüşse de, aynı şeyler değildir. Sapkınlık kavramı, yalnızca bir yasayı çiğneyen uyumsuz davranışa göndermede bulunan suç

Yusuf Sincar
2 Mar


Söz mü Güçlü Yazı mı?
“Anlamı söz mü daha iyi aktarır, yazı mı?” sorusu basit bir iletişim meselesi değildir; doğrudan doğruya hermeneutik bir sorudur. Çünkü burada mesele, iletimin biçiminden önce anlamın nerede bulunduğudur. Eğer anlamın kaynağını belirlemezsek, söz ile yazı arasındaki farkı da sağlıklı biçimde tartışamayız. Hermeneutik tam da burada devreye girer ve şu üç temel soruyu sorar: Anlam metinde midir? Anlam yazarda mıdır? Anlam okuyucuda mıdır?

Yusuf Sincar
2 Mar


Sokratik Sorgulama Nedir?
Sokratik sorgulama tekniği, pedagojik bir araç olmanın ötesinde, düşüncenin ahlakı olarak yorumlanmalıdır. Çünkü düşünmek, sorumluluk gerektirir. İnsan, iddia ettiği her şeyin gerekçesini taşımak zorundadır. Bu yöntem, aceleci kanaatleri yavaşlatır, sloganları değerinden düşürür ve düşünceyi disipline eder...

Yusuf Sincar
2 Mar


Klasik Siyaset Felsefesi ve Etik
Etiğin ilgilendiği temel kavram iyi ve kötüdür. Bu anlamda “iyi” kavramı çoğu zaman yalnızca etik alanına ait bir mesele olarak ele alınır. Ancak bu kavramın tarihsel olarak nasıl ortaya çıktığına bakıldığında, onun yalnızca bireysel ahlakla sınırlı olmadığı görülür. “İyi”, insanların birlikte yaşama biçimleriyle, yani toplumsal düzenle ve siyasal yapı ile doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle “iyi” üzerine düşünmek, kaçınılmaz biçimde siyaseti ve siyaset felsefesini de düşünmeyi

Yusuf Sincar
2 Mar


Platon ve Aristoteles - Sitenin Ahlaki Temeli
Klasik siyaset felsefesinin en temel noktası 'etik' olan ile 'siyasi' olanın birbirinden ayrılamamasıdır. Bu bağlamda politika ile ahlak iç içe geçmiş durumdadır. Bunun en açık örneklerini ise Platon ve Aristoteles'te görmekteyiz. Örneğin Aristoteles, etik kitabının (Nikomakhos'a Etik) son sayfasında "...hangi devlet yönetimleri en iyileridir, bunların yasaları, gelenekleri nelerdir, bunları da öğreneceğiz. Sırada bu konu var." (Aristoteles, 2019: 235) diyerek aslında, kuraca

Yusuf Sincar
2 Mar


Shaftesbury - Estetik ve Etik Ayrımı
Shaftesbury’nin düşüncesinin merkezinde “moral sense” yani ahlak duyusu kavramı yer alır. Ona göre insan doğuştan iyidir ve sosyal bir varlıktır. İnsan, yalnızca çıkarını gözeten bir canlı değil; başkalarının iyiliğini de arzulayabilen bir varlıktır.
Shaftesbury’nin düşüncesinin merkezinde “moral sense” yani ahlak duyusu kavramı yer alır. Ona göre insan doğuştan iyidir ve sosyal bir varlıktır. İnsan, yalnızca çıkarını gözeten bir canlı değil; başkalarının iyiliğini de arzula

Yusuf Sincar
2 Mar


Rousseau ve Politik Sentimentalizm
Jean-Jacques Rousseau’nun Bilimler ve Sanatlar Üzerine Söylev adlı eseri, bir deneme olarak kaleme alınmıştı; fakat yayımlandığında büyük bir etki yaratır ve onun düşüncesini temsil eden temel metinlerden biri kabul edilir Eser, Dijon Akademisi’nin sorduğu şu soruya cevap olarak yazılır: “Bilimler ve sanatlar ahlakın saflaşmasına katkıda bulunmuş mudur?” Rousseau bu soruya beklenmedik bir yanıt vermiş; bilim ve sanatların ahlakı ilerletmediğini, tersine bozduğunu ileri sürmüş

Yusuf Sincar
2 Mar


Plotinos - Aşk Teorisi
Plotinos M.S. 205 yılında doğmuş, 270 yılına kadar yaşamıştı. Mısır’da doğmuş, daha sonra Roma’ya giderek orada yaşamış ve öğretisini Roma çevresinde kurmuştu. Düşüncelerini Enneadlar (Dokuzluklar) adı verilen dokuz ciltte toplamıştı; her cilt altı kitaptan oluşmuş ve böylece toplam elli dört kitaplık bir külliyat ortaya çıkmıştı. Bu külliyat, yalnızca metafizik bir sistem sunmaz; aynı zamanda insan ruhunun dünyadaki konumunu, kurtuluş imkanını ve bu kurtuluşun hangi içsel ha

Yusuf Sincar
27 Şub


Bilimsel Yobazlık Nedir?
Bilimden, dinin inkarının çıkarsanması tarihsel bir sürecin sonucudur. Bu bağlamda Aristoteles, hareket etmeyen hareket ettirici tanrı tasavvuru ile evrene müdahale etmeyen ancak koyduğu teleolojik (gayecilik) yasa ile evrenin kendi devinimini sağladığını vaaz etti. Bu yönüyle tanrı ve bilim arasında bir karşıtlık söz konusu değildi. Ancak XI. yüzyılda Gazali işi bir adım daha ileriye götürerek tanrının evrene her an müdahale ettiğini, yani var olan her şeyin yeniden yaratıld

Yusuf Sincar
27 Şub


Okuma Biçimleri Üzerine Düşünceler
Günümüzde felsefe ve edebiyat alanında farklı okuma yaklaşımlarının ortaya konduğunu görüyoruz. “Felsefi ya da edebi bir eser nasıl okunur?” sorusu bazen teknik bir kılavuz beklentisi doğurur. Oysa ister felsefi ister edebi olsun, her okumanın temelinde düşüncenin mantığını anlamaya çalışma vardır. Okuma, adım adım uygulanan mekanik bir işlem değil; metnin kurduğu düşünce yapısını kavrama çabasıdır.

Yusuf Sincar
27 Şub


Modernitenin Sosyolojinin Gelişimi Üzerindeki Etkisi
Modernite, yalnızca belirli tarihsel olayların art arda gelmesiyle açıklanabilecek bir olgu değildir. Sanayi Devrimi, Fransız Devrimi ve Aydınlanma düşüncesi üzerinden şekillenen modernite; esasen kadim geleneklerden, yerleşik anlam dünyalarından ve kutsal referanslardan bilinçli bir kopuşu ifade eden çok boyutlu bir süreçtir. Bu süreç, yalnızca ekonomik ve siyasal yapıları değil, insanın kendisini ve dünyayı anlama biçimini de temelden dönüştürmüştür.

Yusuf Sincar
27 Şub


Medyanın Ahlaka Etkisi
Medyatik hızın ahlaki sonuçları, yalnızca bireysel yargılarda değil; toplumsal ilişkilerde de görünür hale gelmiştir. İnsanlar artık birbirini uzun süreli bağlar içinde değil, kısa deneyimler içinde değerlendirmektedir. Sabır, tahammül ve süreklilik değersizleşirken; anlık haz ve dikkat ön plana çıkmaktadır.

Yusuf Sincar
27 Şub


Geleneksel Medyadan Yeni Medyaya - İletişimin Tarihsel Dönüşümü
Geleneksel medyanın kökeni, on beşinci yüzyılda matbaanın icadıyla başlatılabilir. Matbaanın ortaya çıkışı, bilginin ilk kez yüksek hızda ve geniş kitlelere aktarılabilmesini mümkün kılmıştır. Ancak teknolojik gelişmelerle birlikte, özellikle internetin yaygınlaşmasıyla, iletişimin yalnızca hızı değil; biçimi, yönü ve anlamı da köklü biçimde değişmiştir. İnternet, iletişimde tek yönlü aktarımın yerine çok yönlü, eşzamanlı ve etkileşimli bir yapıyı getirmiştir.

Yusuf Sincar
27 Şub


Kavramsız Bilgi ya da Tanrı’nın Zihni
Giriş: Kavramsız Bilgi ya da Tanrı’nın Zihni Bilgi genellikle kavramlarla ilişkilendirilir. Bir şeyi bilmek, o şeyi tanımlamak, ayırt etmek ve zihinde belirli bir kavram altında toplamak olarak anlaşılır. Bu anlayışta bilgi, önermeler kuran, ayrımlar yapan ve temsillerle çalışan bir zihinsel faaliyettir. Böyle bir çerçevede, bilginin zorunlu olarak kavramsal olduğu varsayılır. Ancak bu varsayım sorgulanmadığında, bilme eylemi yalnızca insan zihninin işleyişine indirgenmiş olu

Yusuf Sincar
27 Şub


Kant - Estetik ve Etik Farkı
Immanuel Kant felsefesi temelde bir özne felsefesidir. Bilginin, ahlakın ve estetiğin kaynağı dış dünyada değil, öznenin zihinsel yetilerinde temellendirilir. Kant, insan zihnini üç ana yeti altında toplar: bilgi yetisi (saf akıl, doğa alanı), hoşlanma yetisi (yargı gücü, sanat ve güzellik alanı) ve arzulama yetisi (pratik akıl, ahlak ve siyaset alanı). Bu ayrım yalnızca sistematik bir sınıflandırma değildir; aynı zamanda Kant’ın teorik ve pratik alanlar arasındaki gerilimi n

Yusuf Sincar
27 Şub


John Locke ve Kişisel Özdeşlik
Locke, özdeşlik kavramı hakkındaki geleneksel Aristotelesçi tanıma bağlı kalarak, “Bir şeyin herhangi bir yer, zaman ve biçimdeki varlığının, o şeye ne kadar benzer olursa olsun, aynı anda başka bir yerde, başka bir zamanda ve başka bir biçimde olamayacağını; yani bir şeyin her ne ise o şey olarak kalmasının zorunlu olduğunu” ifade etmektedir.

Yusuf Sincar
27 Şub


Sosyolojik Açıdan Irk Etnisite ve Azınlıklar
Irk, bir toplumda yaşayan bireylerin genellikle deri rengi, yüz hatları ve benzeri fiziksel özellikler esas alınarak kategorize edilmesini ifade eden bir kavramdır. Ancak sosyolojik ve biyolojik araştırmalar, insanların bilimsel anlamda farklı “ırklara” ayrılabileceğine dair güvenilir bir kanıt ortaya koymamıştır.

Yusuf Sincar
27 Şub


David Hume ve Estetik
Hume’a göre zihnin ilk verisi izlenimdir. İzlenim, doğrudan deneyimlenen canlı algıdır. Bir şeyi görmek, duymak, tatmak ya da bir duyguyu yaşamak izlenimdir. İdeler ise izlenimlerin zihindeki daha zayıf kopyalarıdır. Zihin izlenimleri hatırlar, birleştirir ve yeni düşünceler üretir. Ancak izlenim her zaman ideye göre daha güçlüdür.

Yusuf Sincar
27 Şub


Hegel ve Hristiyan Teolojisi
Hegel, felsefenin temel konusunu adına "tin" dediği mutlak varlık 'tanrı' olarak görmüştür. Öyleyse felsefenin temel amacı veya başlangıç noktası bunu araştırmak, bunun bilimini yapmaktır. Tanrının ancak din 'de bilinebileceğini vaaz eden Hegel'in dinden kastettiği şey ise kilise ve kilisenin öğretisidir.

Yusuf Sincar
26 Şub
bottom of page




















