top of page

Deneme
Bu kategoride deneme yazılar ve çeşitli makaleler bulunmaktadır.


Çağdaş Siyaset Felsefesi – Temel Tartışmalar
Çağdaş Siyaset Felsefesi – Temel Tartışmalar
Bugün siyaset denildiğinde insanların zihninde çoğu zaman yalan, çıkar, adam kayırma ve düzenbazlık gibi olumsuz çağrışımlar belirir. Bunun sebebi, siyasetin kendisinden ziyade siyasetçilerde görülen kusurların doğrudan siyasete yüklenmesidir. Oysa bir kavramı anlamanın yolu, onun güncel kullanımlarından değil, kökeninden ve tarih içindeki serüveninden geçer.

Yusuf Sincar
4 Haz


Derrida’nın Yapısöküm (dekonstrüksiyon) Anlayışı
Derrida’nın Yapısöküm (dekonstrüksiyon) Anlayışı
Herhangi bir kavram ortaya konmadan önce o kavramın tarihine, geçmişine veya nasıl kullanıldığına bakarak onu yapı söküme (dekonstrüksiyon) uğratmak gerektiğini düşünen Derrida'ya göre; yapı sökmek 'yıkmak' demek değil, tıpkı bir makineyi başka bir yere taşımak veya tekrar toplamak için onu (bütünü)parçalarına ayırmak demektir. Yapı sökümün en genel anlamdaki amacı işte budur.

Yusuf Sincar
4 Haz


Dilthey Heidegger ve Gadamer
Dilthey’ın temel problemi, doğa bilimleri ile insanı ve tarihi inceleyen bilimler arasındaki farkı ortaya koymaktır. Ona göre doğa bilimleri doğadaki olayları neden-sonuç ilişkileriyle açıklar. Örneğin yağmurun nasıl oluştuğunu meteoroloji açıklayabilir. Ancak tarihsel ve toplumsal olaylarda aynı yöntem yeterli değildir. Çünkü burada incelenen şey insanın kendisidir. İnsan yalnızca düşünen bir varlık değildir; aynı zamanda hisseden, isteyen, amaçlar belirleyen ve değerler üre

Yusuf Sincar
4 Haz


Eşitlikçi Liberalizm
Eşitlikçi liberalizm, çağdaş siyaset felsefesinin en etkili akımlarından biridir. Özellikle John Rawls’un A Theory of Justice adlı eserinden sonra liberal gelenek içerisinde eşitlik sorunu yeniden merkeze taşınmıştır. Klasik liberalizm bireysel özgürlükleri ve devlet müdahalesinin sınırlandırılmasını ön plana çıkarırken, eşitlikçi liberaller özgürlük ile eşitliğin birbiriyle çelişen değil, aksine birbirini tamamlayan değerler olduğunu savunurlar.

Yusuf Sincar
4 Haz


Yapısal İşlevselciliğe Yönelik Eleştiriler ve Yeni İşlevselcilik
Yeni işlevselciliğe göre, klasik yaklaşımın aşması gereken temel sorunlar arasında bireyin rolünü ihmal etmesi, toplumsal değişime yeterince yer vermemesi, muhafazakar bir bakış açısına sahip olması, toplumu aşırı derecede uyumlu varsayan idealist eğilimler taşıması ve ampirik verilerden uzak kalması yer alır. Özellikle makro düzeye aşırı odaklanılması, bireysel eylemlerin ve somut gözlemlerin ihmal edilmesine yol açmıştır.

Yusuf Sincar
4 May


Toplumsal Çürümenin Anatomisi
Platon'un (Eflatun) Devlet isimli eserinde iyi ve kötü arasında yaptığı klasik ayrıma göre; iyilik şeylerin bir arada olması; kötülük ise dağılması demektir. Nasıl ki sağlık ve yaşam dediğimiz şey bedenin azalarının bir arada ve uyum içinde çalışması demekse; hastalık ve ölüm de bedenin dağılıp ayrışması ve çürümesi demektir. Demek ki bir arada olmak, bir olmak, düzen ve uyum içinde kalmak iyilik; dağılma, çürüme ve kaos ise kötülük demektir.

Yusuf Sincar
4 May


Talcot Parsons - Çağdaş Sosyoloji Kuramlarına Giriş
Toplumsal yapıyı açıklamaya yönelik önemli kuramlardan biri olan işlevselcilik, kökenlerini Emile Durkheim’ın çalışmalarından almış ve daha sonra Talcott Parsons tarafından geliştirilerek sistematik bir çerçeveye kavuşturulmuştur. İşlevselci yaklaşım, toplumu bir bütün olarak ele alır ve bu bütünün devamlılığını sağlayan temel unsurun paylaşılan normlar ve değerler olduğunu vaaz eder.

Yusuf Sincar
4 May


Sosyolojik Kurama Duyulan İhtiyaç
Sosyolojik kuramlar, toplumsal gerçekliği anlamlandırmak ve açıklamak amacıyla ortaya çıkan sistematik düşünce biçimleridir. Toplum sürekli değişen ve karmaşık bir yapıya sahip olduğu için, bu yapıyı anlamak yalnızca gözlemle değil; kuramsal çerçevelerle mümkündür. Bu nedenle sosyolojik kurama duyulan ihtiyaç, doğrudan toplumun çok katmanlı yapısından kaynaklanmaktadır.

Yusuf Sincar
4 May


Çağdaş Sosyoloji Kuramları – Robert Merton ve Yapısal İşlevselcilik
Robert K. Merton, Talcott Parsons’ın geliştirdiği yapısal işlevselci geleneğin içinde yer almakla birlikte, bu yaklaşımı daha eleştirel ve gerçekçi bir zemine taşımıştır. Parsons ideal bir toplumsal düzen modeli ortaya koyarken, Merton toplumsal gerçekliğin çelişkilerini, aksaklıklarını ve farklılaşmalarını analiz etmeye yönelmiştir. Matta Etkisi...

Yusuf Sincar
4 May


Ralf Dahrendorf ve Modern Çatışma Kuramı
Ralf Dahrendorf, çatışma teorisini klasik Marksist çerçeveden devralmakla birlikte, onu sanayi toplumlarının değişen yapısına uyarlayarak yeniden yorumlayan önemli bir sosyologdur. Dahrendorf’a göre modern toplumlarda çatışma hâlâ merkezi bir rol oynar; ancak bu çatışmalar artık Marx’ın öngördüğü gibi keskin ve devrimci değil, daha çok kurumsallaşmış ve görece yumuşak biçimlerde ortaya çıkar.

Yusuf Sincar
4 May


Popper ve Habermas - Üç Dünya Teorisi
Karl Popper, bilgi anlayışını öznel ve nesnel bilgi ayrımı üzerine kurar. Öznel bilgi, bireyin zihnine ait olan, bilinç, deneyim ve inançlarla ilgili bilgidir; yani “ben biliyorum” dediğimiz türden bilgidir. Nesnel bilgi ise teoriler, problemler ve tartışmalardan oluşur ve bireylerden bağımsızdır. Bu nedenle Popper’a göre nesnel bilgi, “bileni olmayan bilgi”dir; yani herhangi bir öznenin inancına ya da kabulüne bağlı olmaksızın varlığını sürdürür.

Yusuf Sincar
4 May


Milet Okulu - Thales Anaksimandros ve Anaksimenes
Miletos Okulu filozoflarının dünyasında, Homeros’un epik anlatıları ile rasyonel düşünce aynı anda varlığını sürdürmektedir. Ancak bu düşünsel dönüşüm sürecinde tanrıların yalnızca isimleri kalmış, içerikleri büyük ölçüde boşalmıştır. İşte bu anlamsal boşluk, Miletli üç filozof tarafından yeniden doldurulmuştur. Böylece tanrısal olan bütünüyle ortadan kaldırılmamış, aksine doğanın içine yerleştirilerek yeni bir anlam çerçevesi kazanmıştır.

Yusuf Sincar
4 May


Lewis Coser ve Çatışmanın İşlevselliği
Lewis Coser, çatışma teorisini klasik Marksist çerçevenin ötesine taşıyarak, çatışmanın yalnızca yıkıcı değil aynı zamanda düzen kurucu ve işlevsel yönlerini de ortaya koyan önemli bir düşünürdür. Coser’a göre çatışmalar çoğu zaman rakip grupların birbirlerini etkisiz hale getirme çabasıyla ortaya çıkar ve bu süreçte iktidar, otorite ve bu otoriteyi meşrulaştıran değerler hedef alınır. Çatışmanın temelinde yalnızca maddi çıkarlar değil, aynı zamanda ideolojik ve sembolik unsu

Yusuf Sincar
4 May


Jürgen Habermas Ders Notları
Jürgen Habermas’ın en temel eserleri, Kamusal Alanın Yapısal Dönüşümü ve İletişimsel Eylem Kuramı’dır. Frankfurt Okulu’nun yaşayan son temsilcisi olan Habermas, her iki kitabında da günümüz modernitesini eleştirerek modernliğin krizini anlamaya çalışır. Ona göre modernite, henüz "tamamlanmamış bir proje"dir.

Yusuf Sincar
4 May


İşlevselci ve Çatışmacı Kuram Nedir?
şlevselci ve çatışmacı kuram arasındaki en temel fark, toplumu nasıl kavradıklarıyla ilgilidir. İşlevselci yaklaşım toplumu uyum, düzen ve uzlaşma üzerine kurulu bir sistem olarak görürken; çatışmacı yaklaşım toplumun temelinde çatışma, çıkar mücadelesi ve güç ilişkilerinin bulunduğunu savunur. Bu nedenle işlevselcilik toplumsal bütünlüğü açıklamaya odaklanırken, çatışmacı teori toplumsal gerilimleri ve eşitsizlikleri merkeze alır.

Yusuf Sincar
2 May


İletişimsel Eylem Kuramı - Habermas
Jürgen Habermas, modern toplumu anlamak için geliştirdiği İletişimsel Eylem Kuramı ile, toplumsal yapının yalnızca ekonomik ve siyasal sistemlerden ibaret olmadığını, aynı zamanda iletişim ve anlam üretimi süreçlerine dayandığını ortaya koymuştur.

Yusuf Sincar
2 May


George Simmel ve Çatışma Kuramı
George Simmel, sosyolojide etkileşim biçimlerine odaklanan ve toplumsal ilişkileri mikro düzeyde analiz eden önemli bir düşünürdür. Çatışma teorisine getirdiği katkı, çatışmayı yalnızca yıkıcı bir unsur olarak değil, aynı zamanda toplumsal ilişkilerin kurucu bir parçası olarak değerlendirmesidir.

Yusuf Sincar
30 Nis


Frankfurt Okulunun Tarihi
Frankfurt Okulu, 1923 yılında Felix Weil öncülüğünde, Frankfurt Üniversitesi bünyesinde “Toplumsal Araştırmalar Enstitüsü” adıyla kurulmuştur. Marksist düşünceden etkilenen bu yapı, toplumu eleştirel bir bakış açısıyla incelemeyi amaçlamıştır.

Yusuf Sincar
30 Nis


Dinin Kökeni ve İlk Dinler
Din, en temel anlamıyla “yol” demektir. Bu bağlamda yalnızca aşkın bir varlığa inanmayı değil, bir yaşam biçimini de ifade edebilir. Bu nedenle “Tanrı vardır” diyen kişi de kendi yolunun dindarıdır; “Tanrı yoktur” diyen kişi de kendi yolunun dindarı sayılabilir.

Yusuf Sincar
30 Nis


Din Felsefesi Ders Notları
Tanrı söz konusu olduğunda bu yapı bozulur. Tanrı bir nesne değildir; dolayısıyla bilginin doğrudan konusu haline getirilemez. Bu durum Tanrı’yı epistemolojik alanın dışına iterken, onu zorunlu olarak metafiziğin, varlık düşüncesinin ve insanın kendisini aşma tecrübesinin merkezine yerleştirir. Tam da bu yüzden Tanrı meselesi, bir “bilme” meselesinden çok, bir “yönelme”, bir “aşma” ve bir “tecrübe” meselesi haline gelir.
İnsan yalnızca dünyaya ait bir varlık değildir; insan a

Yusuf Sincar
30 Nis
bottom of page