top of page

Platon ve Aristoteles - Sitenin Ahlaki Temeli


Giriş  

Klasik siyaset felsefesinin en temel noktası 'etik' olan ile 'siyasi' olanın birbirinden ayrılamamasıdır. Bu bağlamda politika ile ahlak iç içe geçmiş durumdadır. Bunun en açık örneklerini ise Platon ve Aristoteles'te görmekteyiz. Örneğin Aristoteles, etik kitabının (Nikomakhos'a Etik) son sayfasında "...hangi devlet yönetimleri en iyileridir, bunların yasaları, gelenekleri nelerdir, bunları da öğreneceğiz. Sırada bu konu var." (Aristoteles, 2019: 235) diyerek aslında, kuracağı devletin temelinde ahlakın olması gerektiğinin veya olacağının mesajını vermiştir. Belki de bu yüzdendir ki Aristoteles’in külliyatında, etikle ilgili eserlerini politika ya da siyaset felsefesiyle ilgili eserleri takip eder.  

Bu zeminden hareketle Aristoteles'te mutluluk (eudaimonia) kavramı ön plana çıkacaktır. Çünkü filozofumuza göre devletin en temel varlık amacı, insanı en yüksek iyiye, yani mutluluğa ulaştırmaktır. Benzer bir yaklaşımı Platon'da da görmekteyiz: "Biz devletimizi, bütün topluma birden mutluluk sağlasın diye kuruyoruz." (Platon, Devlet. 2016: 116) diyen  

Platon, bir ahlak filozofu olarak ortaya çıkan hocası Sokrates’ten fazlasıyla etkilenmiş ve Devletini ahlak zemini üzerine kurmuştur.   

Platon ve Aristoteles - Atina Okulunda
Platon ve Aristoteles - Atina Okulunda

Devlet’in biricik amacı olan 'mutluluk' noktasında birleşen Platon ve Aristoteles, bu amaca ulaşmak için kullandıkları araçlar ve yöntemler bakımından birbirinden çoğunlukla ayrışacak olsalar da benzer yönleri ve yöntemleri de olacaktır. Her ne kadar Aristoteles yirmi yıl kadar Platon'un öğrencisi olarak yetişmiş ve hocasından etkilenmişse de iki filozofun birbirinden farklı düşüncelere sahip olması şaşılacak şey değildir; çünkü Platon'un bile gençlik ve olgunluk dönemi düşünceleri ve kullandığı yöntemler birbiriyle aynı değildir.  

Örneğin, en üstün yaşamın felsefi bir yaşam olduğunu ifade eden Platon'un devlet anlayışı iki dönemde incelenir. Bu bakımdan Platon'un birinci ideal devletinin (Devlet) temel düşüncesinin merkezinde yasalar yoktur veya önemsizdir. İkinci en iyi ideal devletinde ise (Yasalar) yasalar daha çok önem kazanır. Ancak her iki devlet anlayışında da bilgi temelli bir siyaset anlayışı tahayyül eden Platon'a göre hiç kimse bile bile kötülük yapmaz; bu bakımdan 'en çok bilen' kişi zorunlulukla en az kötülük yapan kişidir; o halde devleti yönetecek kişilerin bilge kişiler olması gereklidir. Platon bu türden kişilerin ismini ‘filozof kral’ koyacaktır. Şimdi Platon’un devletin temeline oturttuğu ve devlet sorunlarını çözeceğine inandığı etik temelleri inceleyelim.  


Platon’un Çözüm Denemeleri  

Mutluluk (eudaimonia) ereği, ancak insanda gerçekleşmesi mümkün olan devletin biricik varlık amacı olması dolayımında etik bir kavramdır.  Öyleyse insanı söz konusu ereğe ulaştıracak olan devlet nasıl bir devlet olmalıdır? Esas soru budur. Platon, mutluluğun ancak devletin içinde her şeyin yerli yerine konmasıyla gerçekleşeceğini vaaz eder. Nasıl ki bir heykel yaparken gözü aynen gözün olduğu yere koyup başka yere koymuyorsan devletin de tüm organlarını yerli yerine koymakla mutluluk sağlanır. Örneğin, kral olmaya en uygun kişi filozoftur, o halde filozof aynı zamanda kral olmalıdır. Ya da koruyucu olmaya en uygun kişi en cesaretli ve güçlü olandır, o halde en güçlü ve cesaretli kişiler koruyucu olmalıdır. Bu zeminden hareketle Platon, devlette bulunması gereken dört temel erdemden söz eder ve bu erdemleri en uygun tipteki insanlara dağıtır.   

Platona göre devlette bulunması gereken dört temel erdem şunlardır: Bilgelik, yiğitlik, ölçülülük ve doğruluk. Az önce ifade ettiğimiz gibi bu dört erdem, Platon'un insanda da bulunması gerektiğini söylediği ahlaki değerlerdir. Bu bakımdan devletin temelindeki etik gerekçeler, insanın ahlaki değerleriyle örtüşmektedir. (Platon, Devlet. 2016: 125) Öyleyse, devlet bir insan kadar veya bir insan gibi ahlaklı olmalıdır.   

Platon, insana benzettiği devletini her bakımdan insanla ilişkilendirir. Örneğin, "devlet için en büyük iyilik bütün kalma, bölünme ise en büyük kötülüktür" diyen Platon, bu tanımlamayı insan bedenindeki kötülük (hastalık-ölüm) için de aynı anlamda kullanır. Mesela hastalık ve ölüm insan bedenini dağıtır, sağlık ise yaşamda ve bir arada tutar. Bu yüzden dağılmak kötü, bütünleşmek iyidir. Bunu daha iyi anlamak için Platon'un Devlet'teki şu ifadelerine bakalım:  

Yurttaşların çoğunun aynı şeye "benim," "benim değil" demesi en iyi devlet düzenini göstermez mi? Hele devlet bir tek insan gibi olursa! Örneğin, bir insan parmağından yaralansa, canı ve bedeni onları yöneten başla birlikte bu yaranın acısını duymaz, parçanın derdi bütünün derdi olmaz mı? O iyi olunca, iyileştik demiyor muyuz? Onun için de tek bir insana benzeyen devlet en iyi yönetilen devlettir diyebiliriz. (Platon, 2016: 167).  

Öte yandan, Platon Devlet'inde dört bozuk devlet düzeni ve bu dört düzene uyan dört tür bozuk insandan söz eder. Bunlar timokrasi ve timokrasi insanı, oligarşi ve oligarşi insanı, demokrasi ve demokrasi insanı, zorbalık ve zorba insan olarak dört kısımdır. (Platon, 2016: 273). Örneğin oligarşinin olduğu devlet, tıpkı oligarşi insanı gibi zenginlik tutkusuna kapılacak; altını, gümüşü ve parayı tapar gibi sevip saklayacaktır. Bu devlet, kendi mallarını harcarken cimrileşecek, başkalarının parasını harcarken har vurup harman savuracaktır. Bu olumsuz düşüncelerini diğer üç bozuk devlet düzeni ve bu düzenlere denk düşen üç insan tipi için de devam ettiren Platon, çözümü aristokrasi ve bilge insanda bulacaktır.  


Aristoteles’in Çözüm Denemeleri  

Aristoteles, Politika kitabının yedinci bölümünün hemen girişinde: "En iyi devletin ne olduğunun anlaşılabilmesi için en çok istenen yaşam şeklini belirlemek gerekir." (Aristoteles, 2023: 219) sözleriyle başlayarak, esasında insana benzeyen bir devlet kurmak istediğinin sinyalini vermiş olur. Bu zeminden hareketle Aristoteles, siteyi veya polisi doğal ve zorunlu bir gelişmenin sonucu olarak görür ve Ona göre insan toplumsal bir canlı veya politik bir hayvandır. Aristoteles'in esas amacı polisin çöküşünü kurtarmaya yöneliktir. Çünkü polis düzeni onun için sonsuza dek yaşaması ve yaşatılması gereken ideal bir devlet düzeni olması neticesiyle insanlar ancak bu site yaşamında mutluluğa ulaşabilir. Mutluluğa ulaşmanın biricik yolu erdemli olmaktır ve erdemli olmanın da koşulu başka insanlarla bir arada yaşamaktır.  

Çünkü insan, siyasal bir hayvan (zoon politikon) olması dolayımında, doğasına uygun olan   ‘toplumsal yaşam’ı tercih etmelidir. Benzer şekilde, bir at bile doğasına uygun olanı tercih ederek, yani koşarak erdemli olabilir.

Antik Yunan tablosu
Antik Yunan tablosu

Öyleyse Aristoteles'te de doğa; siyasal düşüncenin ölçütü olmak durumundadır. Çünkü doğa ahlaki insanın hangi koşullarda var olduğunu bize hatırlatır. Mesela Aristoteles bilme arzusu için; Metafizik 'in hemen girişinde ''insan doğası gereği bilmek ister'' (Aristoteles, 1996: 75) diyerek insanın doğasına atıfta bulunur. Bu bağlamda insanların birbirine ihtiyaç duyuşu daha ilk üreme noktasında başlar. Çünkü doğacak çocuk anne babaya ihtiyaç duyar. Bu bakımdan ilk kurulan ortaklığa aile denir. Bu da doğaldır. Böylelikle bu doğal ortaklık gruplar, köyler, kasabalar ve şehirler olarak kapsamını genişletmeye devam etmiştir. Söz gelimi bu gelişim süreci en iyiye olan yolculuktur. Böylelikle tüm bu toplulukların amacı aslında doğanın amacıdır. Bu bakımdan Aristoteles'te benliği korumaya yönelik cinsel birliktelikler sonucu aile, daha sonra köy ve şehir ortaya çıkmış; insanın toplumsal bir canlı olmasının ana etmeni benliğini koruma yönelimi olmuştur. Yani bir bakıma ahlakın ve erdemin biricik temeli, kendini koruma arzusu ve bu kaygılarla kurulan devlet veya siyaset olmuştur. Yine Aristoteles'e göre insan kendisindeki ereği ancak doğal olarak oluşmuş olan sitede yaşayarak ortaya koyabilir. Mesela meşe tohumundaki meşe ağacı olma ereği gibi; insanda da böyle bir erek vardır ve bu erek ancak toplum içinde ortaya çıkabilir.  

Erdem her şeyin doğasına uygun olana doğru hareket etmesi demektir. Bu ise aynı zamanda, her şeyin 'dengeli' hareket etmesi demektir. Söz gelimi Aristoteles'e göre aşırı uçlardan kaçınıp orta yolu seçmek 'erdem' anlamına gelmektedir. Aristoteles, "Ahlak 'ta da belirttiğim gibi devlet ayrı parçaların arasındaki dengedir." (Aristoteles, 2023: 50) diyerek çeşitliliğin iyi bir şey olduğunu vaaz etmekle birlikte; çeşitliliğin dengeyi (erdemi) sağladığını ortaya koymaktadır. Aristoteles’e göre devlet de insan gibi erdemli olması gerekir. Bu bağlamda Politika ’da şu ifadeleri kullanır:  

İnsanlar maddi ve manevi iyilikten pay aldıkları sürece mutlu olurlar ve bunun için de buna uygun davranışta bulunmaları gerekir. Tanrı başka nedenlerden değil kendi içindeki özelliklerden dolayı mutludur. Yine aynı gerekçeden ötürü iyi şansın mutluluktan başka bir şey olması gerekir. Akıl dışındaki şeyler kader ya da tesadüf sonucu kazanılırlar. Oysa kader ya da tesadüf insanı erdemli ya da daha dürüst yapmaz. Devlet için de aynı şey geçerlidir. En iyi davranan kent en mutlu kenttir. İyi eylemleri olmayanların mutlu olmalarına olanak yoktur. Erdem ve zekâ olmaksızın kentin iyi eylemleri olamaz. Bir kent ya da insana cesur, adil, bilge gibi sıfatların yüklenmesi aynı koşulların oluşması sonucunda gerçekleşmektedir. (Aristoteles, Politika. 2023: 220-221).  

Aristoteles'e göre iyi bir yaşamın sırrı iyi bir devletten geçer. İyi bir devlet ise tek taraflı ve tamamen bencil bir anayasaya sahip olan devlet değil, farklılıkları göz önünde bulunduran devlettir. Sadece halkın farklılıklarını bilip ona göre yasa belirleyen değil, aynı zamanda komşu ülkelerin de farklılıklarını bilip onlara göre yasalar yani onlarla iyi geçinmeye yönelik yasalar belirleyen devlet insanları mutluluğa ulaştıracak devlettir. (2023: 223-224). Bu bağlamda Aristoteles’in yasalara ne denli sıkıya bağlı olduğunu görmüş oluruz. Çünkü yasalar akılla düzenlenmiştir. "İyi yaşamak demek iyi bir düzen altında olmak demektir ve bunun içinde de yasalar gerekir." (2023: 227) diyen Aristoteles, mutluluğu, dolayısıyla ahlaklılığı veya erdemi, ancak iyi yasalara sahip bir toplumda gerçekleşmesinin mümkün olacağını vaaz etmektedir. Bu yüzden esasında Aristoteles'in tüm çabası, kenti en fazla mutlu edecek yasaları bulmaktır. Bu bağlamda, Aristoteles şöyle demektedir: "...kentin en mutlu olacağı anayasayı bulmaya çalışıyoruz. Mutluluğun erdem olmaksızın var olamayacağını daha önceden söylemiştik." (2023: 234). “Bir kent mutlu olacaksa vatandaşların erdemiyle mutlu olabilir." (2023: 235). İşte Aristoteles’in site sorunlarını çözeceğine inandığı etik temeller; vatandaşların erdemli veya ahlaklı olmasıdır. Çünkü bir kent ancak vatandaşlar erdemli olduğunda, yani site etik değerlere sahip olduğunda mutlu bir kent olabilir.  

Vatandaşların erdemli olmasının da çeşitli yolları vardır. Aristoteles için üç tür iyi olma yolu vardır. Bunlar “...doğa, alışkanlık ya da eğitim ve akıldır.” (Aristoteles, 1993: 219). Bu insanlar  

ya doğaya ya akla ya da alışkanlıklara göre yaşama imkanına sahiptir. İnsanın erdemli olabilmesi ve iyi bir yaşam sürmesi için bu üçün birbiriyle uyumlu olması gerekmektedir. (1993: 220).   

Öte yandan bir de devletin kötü olmasına yani mutlu olmamasına sebep olabilecek insanın kötü yanlarından kaynaklanabilecek sorunlar vardır. Bu ise insandaki “tatminsizlik” duygusudur.  

Aristoteles'e göre insan hiçbir zaman tatmin olmayan, hep daha fazlasını isteyen bir varlıktır.  

Bu yüzden devlette, insanın bu tatminsizliğinden doğacak sorunları engellemek gerekir. (2023: 67).   


Yöntemlerin Karşılaştırılması  

Aristoteles'te her insanın amacı iyi yaşamaktır. Devlet bu yüzden doğal bir varlıktır çünkü insanın “iyi” yaşama amacını gerçekleştirmesini sağlar. Bu bakımdan Aristoteles'e göre; -Platondan farklı olarak- siyasetten amaç sadece en iyi rejimin ne olduğunu bulmak değil, aynı zamanda belli koşullarda en iyinin ne olduğunu bulabilmektir.  

Platon gibi Aristoteles'te de mutluluk, sadece site içerisinde gerçekleşmesi mümkün olan bir amaçtır çünkü sitede (polis) yasalar vardır ve yasalar en iyi olan yaşama göre düzenlenmiştir. Platon'da ancak devlet ile mümkün olan ahlaki iyilik, insanda hangi anlamı ifade ediyorsa, devlette de aynı anlama tekabül eder. Yani, bireysel olarak insan için "iyi" ne ise, devlet için de "iyi" odur.  

Aristoteles'te de Platon'da da Devlet'in amacı mutluluğu sağlamaktır demiştik. Aristoteles de Platon'un böyle bir amacının olduğunu kabul etmektedir. Ancak mutluluğun önünde bazı sorunlar veya yanlışlar vardır. Bu yanlışlardan en önemlilerden birisi de "mülkiyet" kavramı çerçevesinde şekillenir. Örneğin Aristoteles, Platon'un ortak mülkiyet anlayışının mutluluğa engel olduğunu vaaz etmektedir. (2023: 59-60). Bu bağlamda Aristoteles'e göre bir devlette özel mülkiyetin olmaması bir kısım erdemlerin yok olmasına neden olur. Örneğin 'cömertlik' bu erdemlerden biridir. "Çünkü insanların paraları olmadan cömertlik yapmaları imkansızdır." (Aristoteles, 2023: 56). Öyleyse Aristoteles, Platon'un hem Devlet 'te hem de Yasalar 'da koyduğu kuralların hep eksik bırakıldığını ifade etmektedir. Örneğin, "Çiftçiler ve zanaatkarların yönetimde payları olup olmayacağı konusu belirsizdir. Silahları olacak mı olmayacak mı?" (2023: 60).   

Aristoteles'e göre ideal bir devletin esas önem vermesi gereken şey ekonomi yani halkın refah düzeyidir. Örneğin iyi yasalara sahip ülkelerin yöneticileri bu tür sorunlar üzerine düşünürler. Zenginliği nasıl paylaştırılacağı mevzusu bu yüzden önemlidir. Çünkü devletin temelinde yatan ilke halkın refahı, dolayısıyla mutluluğu olmalıdır. Ancak Aristoteles'e göre Platon bu türden konular üzerinde düşünmekten çok, kafasını kadınlar ve çocukların ortak kullanımına takmıştır. (2023: 64). Bu yüzden Platon’un devleti birçok sorun ve eksikliklere sahip olduğu için halkın erdemli olması, dolayısıyla kentin mutlu olması mümkün değildir.   

  

Kaynakça  

Aristoteles, (2023). Politika (çev. Furkan Akderin), SAY yayınları.  

Aristoteles, (1993). Politika (çev. Mete Tuncay), Remzi Kitabevi  

Aristoteles, (2019). Nikhomakhos’a Etik (Çev. Furkan Akderin), SAY yayınları.  

Aristoteles, (1996). Metafizik (çev. Ahmet Arslan), Sosyal Yayınlar.  

Platon, (2016). Devlet (çevirenler. Sabahattin Eyüboğlu - M. Ali Cimgöz), Kültür yayınları.   

Platon, (2021). Yasalar (çev. FurkanAkderin), SAY yayınları.  



Platon ve Aristoteles - Sitenin Ahlaki Temeli

Yorumlar


SORGULA VE KEŞFET

Adsız tasarım.PNG
  • Instagram
  • TikTok
  • Youtube
  • X

© 2035 tüm hakları saklıdır.

www.ninfelsefe.com

Sosyal medya hesapları

bottom of page