Beşinci Ders - Aklın üç eylemi
- Yusuf Sincar

- 29 Oca
- 4 dakikada okunur
1. Aklın Üç Eylemi: Basit kavrama, Yargılama ve Akıl yürütme.
Klasik geleneğin filozofları, insan aklının üç temel işlevi veya eylemi olduğunu kabul etmişlerdir. Bu üç eylem, basit kavrama (simple apprehension), yargılama (judgment) ve akıl yürütme (reasoning) olarak adlandırılır. Mantık bu üç eyleme dayandığından, başlangıçta bunlar hakkında kısa bir anlayışa sahip olmak önemlidir.
A. Basit Kavrama:
Basit kavrama, bir nesnenin başlangıçta bilinmesi veya “kabul edilmesi”dir. Aklın ilk eyleminin (basit kavrama) amacı, bir terimi tanımlamaktır. Bu yüzden terimler iki farklı değer alır: açıklık ve muğlaklık. Yani terimlerde kontrol edilmesi gereken iki şey, onların açık bir anlama ya da muğlak bir analama mı sahip olduklarıdır.

Kavramları edinme ve terimlerin anlamlarını tanımlama süreci, aklın ilk eylemi olan basit kavramayla ilgilidir. Basit kavrama, bir nesneyi ilk kez bilme veya “anlama” sürecidir. Basit kavrama eyleminde, “zihnimiz bir şeyi sadece kavrar, onun hakkında bir şeyleri onaylamaz veya reddetmez.” Örneğin, bir elmayı gördüğünüzde, zihniniz duyusal izlenimlerinizden “elma”, “kırmızı”, “yuvarlak” gibi kavramları türetebilir. Kavramların bu şekilde kavranması, basit kavrama anlamına gelir. Basit kavrama, bir şeyin özünü veya “ne olduğunu” elde etmektir ve bu, bir terimde ifade edilebilir. Zihnin ilk eyleminin amacı, bir terimi tanımlamaktır. Göreceğimiz gibi, terimler açık veya belirsiz, net veya muğlak olabilir; ancak şimdi bilmek önemlidir ki, terimler doğru veya yanlış olamaz. Bunun nedeni, basit kavramanın bir şeyin gerçekte nasıl olduğunu veya olmadığını söylememesi; bunun yerine, bu eylemin yalnızca bir şeyin doğasını veya özünü kavraması ve ardından terimleri tanımlamayla ilgilenmesidir. Özetlemek gerekirse:
Basit kavrama, terimleri tanımlamak için bir şeyin doğasını kavramakla ilgilidir ve bu terimler doğru veya yanlış olamaz; sadece açık ve belirsiz/muğlak olabilirler.
B. Yargı
Zihnimizde kavramlar olmadan, yargıda bulunabilir miyiz? Elbette hayır. Örneğin, “köpek” ve “ölüm” kavramına sahip olmadan, “köpekler ölür” yargısını dile sunabilir miyiz? O halde, zihnimizde kavramlar oluştuğunda, bunlar üzerine yargılar vermeye başlarız. Aslında bunu sürekli yaparız. Mantık açısından bakıldığında ise bir yargı, iki ya da daha fazla kavramı birleştirmek veya ayırmak anlamına gelir ve dünyadaki bir durumu ifade eder.
Örneğin bir elma yediğinizde “Bu elma tatlıdır” dersiniz. Burada “elma” kavramı “tatlı” kavramıyla birleştirilmiştir. “Elma kırmızı değildir” dediğinizde ise “elma” kavramını “kırmızı” kavramından ayırmış olursunuz.
Bu nedenle yargılar hakkında bilmemiz gereken ilk şey, onların birleştirme veya ayırmadan oluştuğudur. İkinci olarak, yargılar kavramlarımızı gerçekliğe geri bağlar: İki kavramı bir araya getirir ya da birbirinden koparır ve bunun gerçekten böyle olduğunu iddia ederiz.
Örneğin “Bu elma kırmızıdır” da “Bu elma kırmızı değildir” de dünyaya dair bir iddia taşır. Bu yüzden her yargı doğru ya da yanlış olabilir. Yargının ortaya çıkardığı şey ise önermedir ve doğruluk-yanlışlık yalnızca önermelerde bulunur.
Mantık da yalnızca bu tür doğruluk iddiası taşıyan ifadelerle ilgilenir. Emir ve ünlem cümleleri “Bunu yap!” ya da soru cümleleri “Adana kebap sever misin?” vs. mantığın konusu değildir; çünkü onlar doğru ya da yanlış olamaz. Zira bu tür cümleler bir yargıda bulunmaz.
C. Akıl Yürütme
Zihinsel faaliyet sadece kavramak ve yargıda bulunmakla sınırlı değildir. Bildiklerimizden yola çıkarak bilmediğimiz sonuçlara doğru ilerleyebiliriz. Bu süreç akıl yürütme olarak adlandırılır ve mantık, bu ilerlemenin doğru biçimde nasıl yapılacağını belirleyen kuralları verir.
Akıl yürütmenin üç temel türü vardır: tümevarım, tümdengelim ve analoji.
Tümevarımda, tek tek örneklerden genel bir sonuca ulaşırız. Örneğin: “Bu kuğu beyaz, şu kuğu beyaz, gördüklerimin hepsi beyaz… öyleyse tüm kuğular beyazdır.” Yani özelden genele doğru bir ilerleme vardır.
Tümdengelimde genel bir önermeden özel bir sonuca ineriz.
Klasik bir örnekle anlatayım:
• Her insan ölümlüdür.• Sokrat insandır.• O halde Sokrat ölümlüdür.Burada sonuç cümlesine / yargısına geçerliliğini veren şey, ilk iki öncüldür.
Görüldüğü gibi, akıl yürütmede kontrol edilmesi gereken değerler; geçerlilik ve geçersizliktir. Sonuç öncüllerden kesin olarak çıkıyorsa, argüman geçerli ancak çıkmıyorsa argüman geçersizdir.
Analojide ise, bir şeyde gözlemlediğimiz belirli özelliklerden yola çıkarak, ona benzeyen başka bir şey hakkında çıkarım yaparız. Örneğin: “A kitabı sürükleyiciydi ve bu kitap da aynı yazara ait. O halde bu kitap da muhtemelen sürükleyicidir.” Burada genel bir ilkeye değil, benzerlik ilişkisine dayanarak bir parçadan başka bir parçaya geçiş yapılır.
Öyleyse, güçlü ve iyi bir argümanın, üç koşulu vardır:
1. Terimler açık olmalıdır.
2. Öncüller doğru olmalıdır.
3. Akıl yürütme geçerli olmalıdır.
Bu üç koşuldan biri eksikse argüman sonuç vermez. Hepsi bir aradaysa argüman sağlam (sound) kabul edilir. Aklın üçüncü eylemi, işte bu akıl yürütme süreçlerini inceler ve doğru argümanlar kurmayı amaçlar.
2. Mantığın İki Ana Dalı: Maddi ve Biçimsel
Mantık, iki temel alana ayrılır: biçimsel mantık ve maddi mantık. Bu iki alan birlikte çalışsa da birbirinden kesin olarak ayrılması gereken farklı görevleri vardır.
Biçimsel mantık, bir argümanın geçerli olup olmadığını inceler. Yani akıl yürütmenin yapısını değerlendirir: Önermeler nasıl düzenlenmiş, sonuç öncüllerden zorunlu olarak çıkıyor mu, akıl yürütme adımları doğru kurulmuş mu? Burada içerik önemli değildir; önemli olan öncüller doğru kabul edildiğinde sonucun mantıksal olarak zorunlu olup olmadığıdır.
Bu nedenle bir argüman geçerli olabilir ama yine de yanlış bir sonuca ulaşabilir.
Örneğin:
• Her insan ölümsüzdür.• Sokrates bir insandır.• O halde Sokrates ölümsüzdür.Bu argümanda akıl yürütme biçimi doğrudur; bu yüzden geçerlidir. Ancak ilk öncül gerçeğe aykırı olduğu için sonuç yanlıştır.
Maddi mantık ise bir argümanın doğru olup olmadığını inceler. Yani öncüllerin ve sonucun gerçekliğe uygunluğunu değerlendirir. Kullanılan bilgilerin doğru, sağlam ve güvenilir olup olmadığı bu alanın konusudur. Biçim doğru olsa bile, öncüller yanlışsa argüman maddi açıdan geçersizdir.
Örnek verelim:
• Kar Alaska’dadır.• Alaska ABD’nin bir parçasıdır.• O halde kar beyazdır.Burada öncüller de sonuç da doğru olabilir; ancak sonuç bu öncüllerden mantıksal olarak çıkmadığı için argüman geçersizdir.




Yorumlar