Felsefe Nedir?
- Yusuf Sincar

- 26 Şub
- 6 dakikada okunur
Giriş
Felsefe Nedir? Felsefe, Orhan Hançerlioğlu'nun Felsefe Sözlüğü'nde şöyle tanımlanır: "Gerçeğin düşünce yoluyla araştırılması... Felsefe sözcüğünün temeli Yunancadır (filozofia) ve sevgi anlamına gelen filia ile bilgi anlamına gelen sofia sözcüklerinden yapılmıştır. Bilgiyi sevmek ve aramaktan doğmuştur. Deyimi ilkin Pitagoras kullanmıştır. Deyim, Sokrates'in dilinde, neleri bilmediğini bilmek anlamındadır. Önceleri gerçek bilgiyi düşünce yoluyla araştıran felsefe, sonraları deney ve gözlem yöntemlerini de kullanarak bilimselleşmiş, çağımızdaysa bütün bilimleri kapsayrak tek bilimde aynılaşmıştır. Bundan başka eskiden bir töreebilim, bir Tanrıbilim kılıklarına bürünmüş olan felsefe, çağımızda bir doğa-toplum bütünlüğü bilimidir. Felsefe, çeşitli iç ayrımların dışında, genellikle şöyle ayrılmaktadır: İlkçağ felsefesi, ortaçağ felsefesi, Rönesans felsefesi, XVII. yüzyıl aydınlanma felsefesi, maddeci diyalektik felsefe... Ancak bu sıralama pek geneldir ve eskimiştir. Felsefeyi iki dünya görüşünne bölümlemek daha uygun olur: Metafizik felsefe, diyalektik felsefe." (HANÇERLİOĞLU, 1993).

Felsefenin neliği problemi çoğu zaman felsefenin hakikat ile kurduğu ilişki zemininde tartışılmıştır. Örneğin, felsefe sözcüğü Arapça'da "ılmu'l-hikme" ve Farsça'da "hikmet" olarak karşılık bulur. (SARI, 2000) "Öyleyse felsefe insanın hakikati bulma arayışıdır, insanın hakikatin peşinde gitmesinin tarihsel serüveninden başka bir şey değildir." (TOPDEMİR, 2009) Bu bağlamda ilk İslam filozofu olarak kabul edilen Kindi de Felsefeyi "insanın gücü ölçüsünde varlığın hakikatini bilmesi..." (KİNDİ, 2002) olarak tanımlamıştır. Yine İbni Sina da felsefeyi hakikatle kurduğu ilişki bağlamında tanımlamıştır: Buna göre Felsefe, "...insanın bilme gücü ölçüsünce bütün şeylerin hakikatlerine vakıf olmasıdır." (CELAL, 2020) Öte yandan Platon da felsefeyi bu bağlamda değerlendirmiş ve gerçek filozofları "doğruyu (hakikati) görmesini sevenler" olarak tarif etmiştir. (PLATON, 2016) O halde diyebiliriz ki felsefe, hakikati görmesini sevenlerin hakikati görmek için sarfettikleri çabanın ta kendisidir.
Felsefe'nin Ayırt Ediciliği
Felsefe'nin ayırt ediciliği belki de onu diğer disiplinlerle kıyaslamak ile ortaya konabilir. Örneğin, felsefe bilim değilir, felsefe din değildir, felsefe kelam değildir, felsefe sanat değildir vs... ama neden? Örneğin, Felsefeyi İslam literatüründeki kelam ilminden ayırmak gerekir çünkü: "Kelam kendisini sahih nakle karşı sorumlu hissetme noktasında felsefeden ayrılır. Felsefenin sorumluluk alanı, genel olarak beş duyu, akıl, tecrübe ve sezgidir. Buna karşın Kelam, öncelikle sahih naklin sınırları içinde kalmaya özen gösterir. Beş duyuyu, aklı ve tecrübeyi, sahih naklin tespiti, ispatı ve savunması için kullanır." (ÖZDEMİR, 2014) Öte yandan felsefenin kendi dışındaki displinlerle ortak veya benzeşen yönleri de vardır. Örneğin, "kendi alanında o güne dek ileri sürülenlerden daha farklı ve öncekilerle çelişen görüşler ileri sürmek, felsefenin, kendi dışındaki disiplinlerle (bilim-sanat) ortak olan yönüdür." (IŞILDAK, 2006)
Felsefe'nin belki de en ayırt edici özelliği her türlü bilgiye ve yönteme karşı eleştirel bakabilmesidir. Bu bakımdan felsefeyi şeylere karşı takınılan eleştirel tavır olarak tanımlayabiliriz. Ancak, "salt akli bir düşünce faaliyeti ile sistematik felsefe arasındaki ayrıma dikkat etmemiz gerekir. Herkes belli bir konu üzerinde zihinsel bir çaba gösterebilir ve sonuçta akli bir yargıya varabilir. Bizim bu durumu salt akli bir düşünce faaliyeti olarak nitelememiz mümkündür. Belli olgu, olay ve şartlara bağlı olarak ortaya çıkan ya da tesadüfen karşılaşılan herhangi bir mesele üzerindeki zihinsel faaliyetlerin tümünü bu kategoride görebiliriz. Bir de birbirleriyle doğrudan ya da dolaylı olarak irtibatlı olan konular üzerinde yürütülen sistematik bir düşünce faaliyeti vardır. Bu faaliyetin olabilmesi için, belli olay ve şartların dayatmasına gerek yoktur. İnsan, kişisel bir merakın yönlendirmesiyle varlığın başlangıcı, hakikat ve mahiyeti, amacı ve sonu gibi konular üzerinde, hatta bizzat bilginin hakikat ve mahiyetinin ne olduğu ve nasıl elde edildiği gibi teorik meseleler hakkında düşünebilir ve sonuçta karşımıza birbiriyle irtibatlı sistematik bir düşünce ürünü çıkarabilir. işte bizim gerçekte felsefe olarak nitelendirebileceğimiz asıl süreç budur. Bu sürecin eski Yunandan günümüze kadar uzanan bir geleneği ve onu oluşturup daha sonraki nesillere aktaran üstatları vardır." (ÖZDEMİR, 2014).
Eleştirel Düşünce Olarak: FELSEFE
Felsefi düşünmek için öncelikle eleştirel düşünmek ve eleştirel düşünmek için de öncelikle, üzerine konuşulacak herhangi bir konunun derinlemesine analiz edilmesi ve olabildiğince objektif bir şekilde konuşulacak konuya karşı duyguların işe dahil edilmemesi gerekir. Eğer duygular düşünceden ağır basarsa, üzerine konuşulan konuya karşı tepkilerimizin nedenini açıklamakta güçlük çekeceğiz. Bu durum ise şüphesiz bizlere sağlıklı bir konuşma zemini sunmayacaktır. Öte yandan, üzerine tartışılacak konuya karşı kişisel hassasiyetlerimiz ve duygularımız rasyonel zeminden daha etkin olursa, kendimizi iyi hissetmek adına hayatı çarpık gösterme eğilimimiz artacaktır. (Aronson-Wilson-Akert, 2010) Çünkü kendini iyi hissetme gereksinimi insana hayatı çarpık gösterir, insan da bu çarpıklığı kendi hür iradesi ve mutlak bir hakikat olarak algılar. O halde eleştirel düşünce olarak felsefe, hayatı çarpık görmemizi engelleyen özel bir gözlük gibidir. Bir örnek verelim: Varsayalım ki işten çıktınız, eve doğru gidiyorusunuz ve tam kapınızın önünde 18 yaşındaki erkek çocuğunuz öldüresiye dövülüyor; ne yaparsınız? Şüphesiz duygusal yanımız hemen çocuğunu korumak için karşı tarafa saldırmaya çalışacaktır. O kargaşa anında kimin haklı olduğunu düşünmeyiz bile. Tek amacınız çocuğumuzu korumaktır. Peki ya çocuğumuz birine tecavüz etmişse? İşte felsefi düşüncenin önemi burada: Felsefi düşünce, bizlere panik anlarında bile sağlıklı düşünmemiz gerektiğini öğretir. Söz gelimi, panik anında "kandırmak" dolandırıcılığın temel ilkelerindendir. Telefon dolandırıcılarının insanları bu taktikle kandırdığı herkesçe bilinir.
Felsefi düşüncenin en büyük önemi belki de bir dogma olarak görülen herhangi bir şeyi konuşulabilir kılmasıdır. Esasında bir dogmanın, salt konuşulabilir hale gelmesi bile tek başına bir yarar sağlamak için yeterlidir. Örnek vermek gerekirse, köleliğin normal olarak karşılandığı çağlarda, köleliğin normal olması düşüncesi bir dogma idi. Öte yandan, önceki çağlarda dünyanın düz olduğu düşüncesi de bir dogma idi. Ancak söz konusu kölelik ve düz dünya dogmaları eleştirel veya felsefi düşünceye karşı en nihayetinde direncini kaybetti. Bu dogmalar konuşulabilir hale geldi. Yani insanlar artık bildiklerinin akisini de düşünmeye başladı. Böylelikle felsefi düşünce sayesinde bilim gelişti. Doğa bilimlerinin gelişmesiyle dünyanın düz olmadığını, sosyal bilimlerin gelişmesiyle de her insanın hür ve eşit olduğunu anladık. Felsefi düşünceden kasıt elbette ki eleştirel düşüncedir, bu bakımdan bilimin temelinde yatan hareket ettirici güç de felesfi düşüncedir. Öyleyse eleştirel düşüncenin asıl çıkış noktası, asıl mekanı felsefedir. Nasıl ki mantık felsefenin bir aleti ise, eleştirel düşünce de felsefenin bir yöntemidir.
Eleştirel düşünce "çoğunluğun, geleneğin veya karizmanın otoritesinden" (CEVİZCİ, 2015)kendini kurtarıp, safsata ve dogmaların olmadığı daha özgür, ve daha adil bir dünyayı var etme adına, bir şeyi konuşulabilir veya tartışılabilir kılma ve kendinin de yanılabilme ihtimalini düşündürtme çabasıdır. Söz gelimi, her şeyin konuşulabildiği, hiçbir insanın dininden, ideolojisinden, fikirlerinden, veya cinsiyetinden dolayı dışlanmadığı, saldırıya uğramadığı hatta öldürülmediği bir dünya, daha iyi bir yaşam anlayışımızı olumlu yönde şekillendiren bir dünyadır. Çünkü eleştirel düşünen bir insan hiçbir bilgiye kesin doğru olarak bakmaz. Öyle ki, eleştirel düşünce her zaman, bilginin kaynağı ve doğruluğu sorularıyla işe başlar. Bununla birlikte, eleştirel düşünceyi içselleştirmiş kişi, neyi bilmediğini bilen kişi olmak durumundadır. Bu bakımdan, insan sadece karşısındakilerin bilgilerine değil, kendi bilgilerine de eleştirel bakmalıdır. Öyleyse insan, en önce kendisine karşı veya kendisine yönelik felsefi bir tutum içerisinde olmalıdır.
Bir eleştirel düşünce olarak felsefenin değerinin farkında olmak, tüm düşüncelerimizin zorunlu olarak dogmalardan arınmış olacağı anlamına gelmez. Örneğin, aydınlanma makalesiyle özgür aklın kullanımına dikkat çeken Immanuel Kant bile nedensellik problemi konusunda, dogmatik bir uykuda olduğunu ve kendisini bu dogmatik uykusundan uyandıran kişinin David Hume olduğunu itiraf eder. Öyleyse felsefi düşüncenin farkında olmak, zorunlu olarak tüm konularda eleştirel düşünülebildiğini göstermez. Ancak, daha iyi bir yaşam anlayışımızı şekillendirmesi açısından felsefi düşüncenin hayatımıza sirayet ettiği alan ne kadar büyükse, hakikate o kadar yakınız demektir. Çünkü hakikate uzak insan, bilgiden uzak; bilmeyen insandır. İnsan ise, bilmediğinin düşmanıdır. Düşmanlık ise savaş, kan, ve gözyaşı demektir.

Felsefi düşüncenin değerinin anlaşıldığı en önemli alanlardan biri de bilimdir. Örneğin, ilk çağda Aristoteles bilim alanında kendinden önceki efsanelere dayanan bilim anlayışını yıkmış, yerine -efsanelere kıyasla- hakikate daha yakın bir bilim anlayışı, bir dünya tasavvuru sunmuştur. Ancak Newton da, Aristoteles'in bilim anlayışına eleştirel düşünceyle bakmış ve bunun sonucunda Aristoteles'in fiziğini alt üst etmiş, yerine yepyeni bir fizik anlayışı sunmuştur. Sonrasında gelen Einstein da Newton'un fiziğine eleştirel/felsefi bakarak onun fiziğini tamamen değiştirmiş ve hakikate biraz daha yaklaşmıştır. Bir örnek daha, tekerleğin icadını düşünelim. İşte tam bir felsefi düşünce örneği. Muhtemelen aklı başında biri, eleştirel düşünerek, alışkanlıklarının dışında da bir dünyanın mümkün olabileceğini düşündü ve tekerleği icat etti. Ya da daha geriye gidelim, insanlığın ilk dönemlerine, ateşin bile bulunmadığı, homo-sapiens'in mağarada yaşadığı döneme. Avcılık yapmak ve kendini korumak için mızrak üretmek eleştirel düşünce örneği değil midir? Ya da her an vahşi bir hayvana av olma riski göz önüne alınarak kapkaranlık gecelerde, homo-sapiens susadığında, göle kadar korka korka yürümek yerine, bir tas veya kap icat edip, suyu gündüzden o tasa koyup başucuna yerleştirmek, gece susadığında göle kadar yürümeden alıp onu içmek ve bu sıkıntıdan kurtulmak, yani hayatı daha iyi bir hale getirmek, felsefi düşüncenin sonucu değil midir? Söz konusu akıl yürütmeyi, sadece taş devrine değil, tüm çağlara ve tüm alanlara uygulamak mümkündür.
Günümüzde felsefi düşünceye en çok ihtiyaç duyduğumuz alanlarından birisi de medya ile sosyal-medya propagandalarıdır. Bir eleştirel düşünce olarak felsefe, medyatik algı operasyonlarına karşı kuşandığımız bir savunma kalkanı olmasının ötesinde, vasat düşünce ile hileyi yerle bir eden bir saldırı mızrağıdır. Çünkü söz konusu propagandalara karşı, felsefi düşünce bize cevap vermeyi değil, soru sormayı telkin edecektir. Örneğin, ''adalet için Y partisine oy verin'' türünden bir propaganda ile karşılaştığımızda, buna cevap olarak ''oy vereceğim/vermeyeceğim'' demek yerine, felsefi düşünce bize ''adalet nedir?'' ve "adalet X ise bu X, Y partisinde mevcut mudur?" sorularını sorduracaktır. Bu bakımdan felsefi düşünce, insanı kandırmanın, onu kandırılmış olduğuna ikna etmekten daha kolay olduğu bir çağda, insanı kandırılmaktan alıkoymaktadır. Öyleyse, eleştirel düşünce olarak felsefe, bizim için bir güvenlik duvarı, bir anti-safsata programıdır.
KAYNAKLAR
HANÇERLİOĞLU. Orhan, Felsefe Sözlüğü. Remzi Kitabevi, 1993. Beşinci Basım.
TOPDEMİR. Hüseyin Gazi, Felsefe Nedir, Bilgi Nedir?
ÖZDEMİR. Mert, Kelam Felsefe İlişkisi. 2014.
CELAL. Vahit, Meşşai Filozoflara Göre Felsefe (philosophia) Faaliyetinin Neliği Üzerine Bir İnceleme: Nazariyat Mı? / Fikriyat Mı?, 2020
IŞILDAK. Meral, Felsefe Nedir? 2006.
SARI. Mevlüt, Türkçe-İngilizce-Arapça-Farsça Sözlük, 2000, İstanbul. Gonca Yayınevi
PLATON. Devlet, s.185, iş bankası kültür yay. XXIX. Basım. çevirenler: Sabahattin Eyüboğlu - M. Ali CİMGÖZ
KİNDİ. Felsefi Risaleler, 2002. Çeviren: Mahmut Kaya. Klasik Yay.
Aronson-Wilson-Akert. Sosyal Psikoloji, (kaknüs yayınları)
CEVİZCİ. Ahmet, Felsefeye Giriş, 2015. Nobel Akademik Yayıncılık



Yorumlar