top of page

Peter Strawson ve Barry Stroud – Transandantal Yöntem

13 Eyl
4 dakikada okunur

Peter Strawson ve Barry Stroud – Transandantal Yöntem



Peter Strawson
Peter Strawson

Peter Strawson, Kant'ın transandantal argümanlarından yararlanmakla birlikte; Kant'ın bazı metafizik kavramlarını dışlayarak aslında Kant'ı sadeleştiren bir filozof olarak karşımıza çıkar. Strawson, en önemli iki kitabından biri olan; The Bounds Of Sense (Anlamın Sınırları) -diğeri Individuals- kitabında transandantal olarak nesnellik argümanını ortaya koyar. Nesnellik argümanının amacı özneden bağımsız nesnelerin varlığını kanıtlamaktır. Starwson'un şüphecilere karşı yönelttiği bu argümana göre, esasında şüpheciler karşı çıktıkları önermeleri farkında olmadan kullandıkları dil bağlamında kabul etmiş oluyorlar. Argüman şudur:

(1) "Being self-conscious is a matter of being able to ascribe diverse experiences to oneself, while being conscious of the unity of that to which they are ascribed."

Özbilince sahip olmak kişinin kendisine çeşitli deneyimleri atfetmesiyle ilgilidir. Örneğin havanın sıcak oluşunu kendim deneyimlediğim için bu deneyimi kendime atfediyorum; yani aslında öz bilincimle ben buna sahip oluyorum. Ancak kişinin kendi özbilincine deneyim atfedebilmesi için, kendisinin "bir" olduğunun yani kişinin kendisiyle özdeş olduğunun bilincinde olması gerekir. Örneğin kişi sürekli hafıza kaybı yaşıyorsa ya da çoklu kişilik bozukluğu yaşıyorsa o "birlik" bozulur çünkü o zaman özbilinç yok olur. Bu bakımdan birlik olmadan özbilinç olmaz. 

(2) "To be in a position to think of experiences as one’s own, one must be able to think of them as experiences."

Kişinin deneyimleri kendine ait olarak düşünebilmesi için öncelikle onları "deneyim" olarak düşünmesi gerekir. Yani deneyimin düşüncesine de yer verilmesi gerekir. Örneğin paraşüt deneyiminin bana ait olduğunu düşünebilmem için, öncelikle paraşütle uçmanın bir deneyim olduğunu düşünmem gerekir.

(3) "For experience to be such as to provide room for thought of experience itself, it must provide room for a distinction between ‘This is how things are’ and ‘This is how things are experienced as being’."

Deneyimin düşüncesine yer verilebilmesi için şeylerin nasıl olduğu ve şeylerin nasıl deneyimlendiği arasındaki ayrımın da deneyimde içkin olması gerekir.

(4) "Only experience of objects that are subject-independent could provide room for this is/seems distinction."

Yalnızca özneden bağımsız olan nesnelerin deneyimi bu tür: "kendinde olan ve görünen" ayrımına olanak sağlayabilir. Bir şeyin var olması için benim onu görmem gerekmez, ancak bir şeyin bana görünmesi için benim onu deneyimlemem gerekir. Örneğin ben "masa kırmızıdır" dediğimde, zaten masanın kırmızı olarak bana görünmesinden yola çıkarak "masa kırmızıdır" demekteyimdir. 

Öyleyse;

(5) Özneden bağımsız nesneler vardır.

Demek ki bizler aslında şeylere, onları algılamasak da onların var olmaya devam ettiği varsayımıyla yaklaşırız. Dilimizi de öyle kullanırız zaten. Yani ben elma yemeyi deneyimliyorsam farkında olmadan zaten elmanın var olduğunu söylüyorum demektir. Çünkü eğer elma var olmasaydı, elmayı deneyimliyorum demem anlamsız olurdu; ki eğer elmanın var olmasıyla onu deneyimlemem aynı şey olsaydı, elmayı deneyimliyorum demem de anlamsız olurdu, çünkü elmayı deneyimlemem için elmanın sadece var olması yeterliydi. Yani aslında elma deneyimiyle elma arasında ayrım yapmamız zaten elmanın varlığını varsaydığımızı gösterir. İşte bu da Strawson'un şüphecilere yönelttiği transandantal bir itirazıdır. Bu itiraza Barry Stroud cevap verecektir:

Stroud'a göre bir şeyi dilsel olarak reddetmek, o şeyi gerçekte de reddetmemizi gerektirmez. Yani Stroud'a göre, transandantal argüman sayesinde bizler yalnızca karşıdaki kişinin neye inanmak zorunda olduğunu ortaya koyarız. Ancak onun inanmak zorunda olduğu şeyin gerçekte de doğru olduğunu söyleyemeyiz. Bu bakımdan Stroud'a göre transandantal argümanlar, anlamsız bir şekilde zihnin çalışma biçiminden ontolojiye sıçrarlar. Öyleyse onlar psikoloji ile ontoloji arasındaki geçişte doldurulması gereken bir açıklama boşluğu olduğunun farkında değillerdir. 

Strawson ise Stroud'un: "psikolojiden ontolojiye nasıl sıçardınız?" eleştirisini kabul etmekle birlikte; O, transandantal argümanında ontolojik bir çıkarım amacının olmadığını; esasında yapmak istediği şeyin -Aristoteles'in sofistlere yaptığına benzer olarak- şüphecilerin konuşmasının anlamsızlığını ortaya koymak olduğunu ifade etmektedir. Hatırlarsak sofistler Aristoteles'in çelişmezlik ilkesine bile karşı çıktığında Aristoteles: buna bile karşı çıkıyorsanız artık kurduğunuz cümlelerin bile anlamsız olduğunu düşünmelisiniz demişti. Aynı şekilde Strawson da şüphecilere: siz kendi argümanlarınızı çürüterek konuştuğunuz için, sizin konuşmanız bile anlamsız demektedir. 


Barry Stroud 1935-2019
Barry Stroud 1935-2019

Stroud bu eleştirisinden sonra hala transandantal argümanları savunmakta inat edecek olan filozoflara şu hatırlatmayı yapar: tek amaçları argümanlarını savunmak olan transandantal argüman yanlısı filozoflar  zorunlu olarak ya "doğrulamacılık" ya da "idealizm"e sürüklenirler. Doğrulamacılığa kaymaları şu açıdan hatalıdır: transandantal argümanlar doğaları gereği tümevarımsal yöntemi kullanmaz. Çünkü transandantal argümanların teması zaten metafiziksel zorunluluklara işaret etmektir. Doğrulamacılığa kaymasalar bile bu defa argümanlarını sağlam kılmak adına "her şey idedir" önermesine benzer olarak mutlak bir idealizme kayacaklardır. Mutlak bir idealizm de transandantal argümanların doğasına aykırıdır çünkü zaten transandantal argümanlar (örneğin Kant) mutlak idealizme karşı olarak bilinen argümanlardır. Sonuç olarak Stroud'a göre bu tür zorluklar transandantal argümanların çekiciliğini kaybettirmektedir. Dikkat edilmesi gereken bir husus da Stroud'un burada transandantal argümanları tümden reddetmediğini; onların işe yaradıklarını ancak abartılmaması gerektiğini öne sürmesidir.

Strawson ise transandantal argümanı bir kenara bırakarak, probleme "naturistik" bir argümanla cevap vermeyi denemektedir. Buna göre, dış dünyanın varlığına inanmak, insanların hatta hayvanların bile en doğal özelliğidir. Çünkü şüpheciler dahil herkes dış dünyanın varlığına inanarak yaşıyor. Örneğin hayvanlar dahil tüm insanlar acıdan kaçıp hazza yönelir. İnsan ateşten kaçmaktadır çünkü ateşin varlığına inanmaktadır. Ateşin varlığını şüpheli gören bir şüpheci neden bir yanardağın içine atlamaktan kaçınmaktadır?


Sonuç

Sonuç olarak, hem Strawson hem de Stroud çok yapıcı iki filozof olarak karşımıza çıkar. Örneğin Barry Stroud transandantal argümanların tamamen işe yaramaz olduklarını ileri sürmeyip sadece argümanların çok fazla abartıldığını söylüyor. Yani transandantal argümanlar olağan üstü işler başarmamıştır, bu yüzden biraz mütevazı olmalılar demektedir. Keza Strawson da Stroud'un eleştirisini kabul edip gerçekten de psikolojiden ontolojiye sıçramanın nasıl gerçekleştiği konusunda bir açıklamalarının olmadığını; zaten ontolojik çıkarım amacının da olmadığını söylemektedir. Öyleyse Strawson'un argümanı şüpheciyi sustursa bile kavanozdaki bir beyin olmadığımızı kanıtlamamaktadır.

Öte yandan Stroud'un psikolojik olandan ontolojik olana geçişi problemize etmesi; ancak, psikolojik olandan yine psikolojik olana geçişi sorunsallaştırmaması, Stroud'un argümanını zayıflatan bir eleştiridir.

En uç noktada artık şüpheci mantıksal zorunluluklarla kendisine karşı çıkanlara; mantıktan da şüphe ederek karşı çıkabilir. Bu da son noktadır ki: artık şüphecinin konuşması bile saçmadır. 




Kaynak:

Transcendental Philosophy Ders Notları

Transcendental Arguments, Robert Strern: Stanford Encyclopedia of Philosophy 2011

Yorumlar


SORGULA VE KEŞFET

ninfelsefe logo
  • Instagram
  • TikTok
  • Youtube
  • X

© 2035 tüm hakları saklıdır.

www.ninfelsefe.com

Sosyal medya hesapları

bottom of page